İzmir Kent Tarihi Ve Kentlilik 2017

0
358

İzmir Kent Tarihi Ve Kentlilik

XX. yüzyılın başladığı sıralarda dünya nüfusunun yalnızca onda biri şehirlerde yaşamaktaydı. Aynı yüzyıl biterken durum çok değişmiş, yer yüzündeki her üç kişiden birisi hayatını şehirlerde sürdürmeye başlamıştı.Günümüzdeki beklenti ve geleceğe yönelik olarak yapılan menfaatimlar ise, önümüzdeki bir-kaç on yıl içinde her iki kişiden birisinin şehirlere yerleşmiş olacağına işaret etmektedir. Ülkemizdeki durum da, dünyadaki eğilimle benzerlik gösteren bir çizgide evrilmektedir. Geride kalan son yüzyıl içindeki bu değişim, bilhassa eski dünyanın binlerce yıllık geçmişleriyle, insanlık ve uygarlığın belgesel kanıtları olan tarihsel şehirlerini, acil çözüm bekleyen problemlerla karşı karşıya bıraktı. Bu şehirlerin tarihsel dokularıyla, yeni ihtiyaçların dayattığı yapılaşma ve şehirleşme şekilleri arasında çatışmalı bir durum yaşanmaya başladı. Değişen zaman ve koşulların doğurduğu ihtiyaçların baskısı, tarihsel şehir dokularını geri dönüşüm imkânı bırakmadan yok olma tehlikesiyle baş-başa bıraktı. Geçmişten gelen uygarlık birikiminin taşıyıcısı olan şehirsel doku ile yeni yapılaşma arasında uyumlu çözümler bulmak, ivedi bir ihtiyaç haline geldi. Bu ihtiyaç, şehirler ve şehirleşme ile ilgili düşünmeyi, ortaya çıkan problemlera çözümler üretmeyi ve bunları uygulayacak kurumları çeşitlendirmeyi zorunlu hale getirdi. Hızlı şehirleşmenin yarattığı ve problemlera çözüm aranırken, şehirlerin tarihi üzerine yapılan çalışmaların da yoğunlaştığı görüldü. Çünkü şehirlerin tarihsel serüvenlerini araştırmak, tarihsel deneyimleri öğrenerek şehirlerin bugünü üzerine düşünmek anlamına gelmektedir. Bu çalışmalar şehirlerin ortaya çıkışları, yerleşme tipi olarak özelliklerinin neler olduğu, nasıl yönetildikleri, planlamanın evrimi ve konut tipleri gibi konularda geçmişte oluşan deneyimleri, yeni kUşaklara transferya başladı. Çok geçmeden şehir tarihlerini araştırmanın, günümüzdeki kUşaklar için fonksiyonel olduğu fark edildi ve bu araştırmalar yaygınlaştı.

İzmir Araştırmaları

Araştırmalar gösterdi ki, şehirler tarihin her döneminde var olan bir yerleşme tipi değildi. Kentlerin ortaya çıkışları, insanların tarımsal üretime ve yerleşik hayata geçişleriyle bağlantılı bir değişim olarak görünmektedir. Tarımsal üretim yaparak beslenen ve geçimlerini bu şekilde sağlayan insanların, tarım alanları yakınlarında kurdukları köylerde yerleşik hayata geçtikleri biliniyor. Yerleşik hayatın bu ilk evreleri ile şehirlerin kuruluşu ve ortaya çıkışları arasında direkt olarak bir ilişki vardır. Tarihsel olarak insanların tarımsal üretim yapmaya başladıkları dönem, şehirlerin ortaya çıkışlarını hazırlayan en önemli gelişmeydi. İnsanlık tarihinde bu gelişmenin görüldüğü ve kabaca İÖ. 8000-4000 yılları arasına tarihlenen süreç, Neolitik Çağ olarak adlandırılmaktadır. Hatta bu süreçte bazı yerleşmelerin köy sayılamayacak kadar büyüdüğü de bilinmektedir ve bu yerleşmelerin köy mü, yoksa şehir mi sayılmaları gerektiği, bilim adamları tarafından hala tartışılmaktadır. Bu tartışmaya konu edilen neolitik yerleşmelerden birisi de Anadolu’da bulunmaktadır. Burası Konya iline bağlı Çumra ilçesi sınırları içinde bulunan Çatalhöyük’tür.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here